İyi bir dinleyici olmak: arkadaşını gerçekten anlamak
Herkes arkadaşının sözünü dinlediğini sanır. Oysa çoğumuz dinlerken aslında cevabını hazırlıyoruz. Telefona bakıyor, kendi hikâyemizi düşünüyor, "ben de yaşamıştım" demek için sıra bekliyoruz. İyi dinleyici olmak doğuştan bir özellik değil, öğrenilen bir alışkanlık. Biraz pratikle fark edilir şekilde gelişir.
Dinlemek ile duymak arasındaki fark
Duymak kulağın işi. Dinlemek ise dikkat ister: karşındaki ne diyor, nasıl diyor, ne demek istemiyor? Bir arkadaşın "Önemli değil" derken sesi kısıksa ya da gözlerini kaçırıyorsa, sözcüklerin ötesinde bir şey var demektir. İyi dinleyici sadece cümlelere değil, tona, yüze ve sessizliğe de bakar.
Önce telefonu bırak
En basit ve en etkili adım: konuşan arkadaşına bakarken telefonu masaya ters çevirmek ya da cebe koymak. Bu küçük hareket "şu an senin için buradayım" der. Bildirim sesi gelse bile bakmamak, kendini kontrol ettiğini gösterir. Bir kere dene; karşındaki kişinin rahatladığını görürsün.
Araya girmemeyi öğren
Heyecanlandığında ya da aynı şeyi yaşadığında kelimeler ağzından kendiliğinden çıkar. Ama araya girmek, karşındakine hikâyesinin senin için önemsiz olduğu mesajını verebilir. Bir cümlenin bitmesini, hatta ardından kısa bir sessizliği beklemeyi dene. Bazen insanlar asıl söylemek istediklerini o sessizlikten sonra söyler.
- Dün Elif'le biraz tartıştık. - ... - Aslında bir aydır kendimi dışarıda hissediyorum.
Dinlemenin bir parçası da sessizliğe katlanabilmek. Arkadaşın sustuğunda hemen boşluğu doldurmaya çalışma. Bazen başını sallayıp "Hı hı, devam et" demek yeterli. Zor bir konuyu açan biri için bu küçük işaretler, "acele yok" demenin yoludur.
Soru sormak: kapıyı açan sorular
İyi sorular genelde "evet/hayır" ile bitmeyen sorulardır. "Üzgün müsün?" yerine "Nasıl geçti bugün?" ya da "Bu seni nasıl hissettirdi?" daha geniş alan açar. Ayrıca cevaba dair merakla sorulan devam soruları, "Peki sonra ne oldu?", karşındakine ilgilendiğini gösterir. Sorgulama gibi hissettirmemek için sesinin tonuna dikkat et: merak ile yargı arasındaki fark çoğu zaman oradadır.
- "Biraz daha anlatır mısın?"
- "Bu seni en çok neresinde yordu?"
- "Şu an benden ne istersin: sadece dinlememi mi, fikir vermemi mi?"
- "Bunu bana anlattığın için sağ ol."
Sonuncu cümle küçük görünür ama güven kurar. Birine açıldığında bunun kolay olmadığını bilmek, iyi dinleyicinin en güzel yanıdır.
Çözüm dayatmamak
Bir arkadaşın sorununu anlatınca hemen "Şunu yapmalısın" demek cazip gelir. Ama çoğu zaman insanlar çözüm değil, anlaşılmak ister. Üstelik hemen çözüm sunmak, "Bu kadar basit, neden yapmıyorsun?" gibi algılanabilir. Önce dinle, duyguyu karşıla: "Bu gerçekten zor görünüyor." Çözüm istediğini söylerse, o zaman fikir paylaş ve karar ona bırak.
Bir de şu klasik cümlelerden uzak durmak iyi gelir: "Abartıyorsun", "Bunlar geçer", "Daha kötüsü var". Niyetin iyi olsa bile bunlar karşındakinin duygusunu küçültür.
Kısa bir senaryo: Ece bir akşam "Bugün bir şey oldu ama konuşmak istemiyorum" yazıyor. Cevap olarak "Anlat bakalım!" yazmak baskı kurar. "Hazır olduğunda buradayım, yarın teneffüste yürüyelim mi?" ise kapıyı açık bırakır. Aynı niyet, farklı etki.
Beden dili de dinlemenin parçası. Arkadaşına dönük oturmak, göz teması kurmak (rahatsız edecek kadar uzun olmadan), başını hafifçe sallamak, ellerini cebe ya da telefona gitmeden sakin tutmak karşındakine "ilgileniyorum" der. Yan yana yürürken konuşmak bazen karşılıklı oturmaktan daha rahat olur; bakışlar çarpışmadığı için bazı konular dile daha kolay gelir.
Dinlerken yargılama kapısını da kapalı tut. Arkadaşın yaptığı bir hatayı anlatırken "Neden öyle yaptın ki?" demek, savunmaya geçirir. "Nasıl oldu bu?" gibi merakla sorulan bir cümle ise konuşmayı sürdürür. Kararı, ders vermeyi ve nasihati sona sakla; çoğu zaman o noktaya hiç gelmen gerekmez.
Mesajlaşırken dinlemek
Konuşmaların çoğu artık ekranda geçiyor ve burada dinlemek biraz farklı. Yazıda ton görünmez, o yüzden dikkatli olmak gerekiyor. Birkaç öneri:
- Kısa, soğuk bir cevap gelmişse tepki vermeden önce "Bir şey mi var?" diye sor.
- Uzun bir mesaj attıysa hemen "tamam" diye cevap verme; en azından okuduğunu ve düşündüğünü göster.
- Cevap veremeyeceksen "Şu an yoğunum, akşam seninle uzun uzun konuşalım mı?" demek susmaktan iyidir.
- Ciddi bir şey yazdıysa yazışmaya devam etmek yerine yüz yüze ya da sesli konuşmayı öner.
Dinlemenin bir parçası da hatırlamaktır. Arkadaşının geçen hafta anlattığı şeyi bu hafta sorman, onu gerçekten önemsediğini gösterir. "Geçen gün bahsettiğin sınav nasıl geçti?" gibi tek bir cümle, saatlerce süren nasihatten daha çok güven verir. Bir de verilen sırrı tutmak: arkadaşının anlattığı şey, açıkça tehlikeli olmadıkça, başkasıyla konuşma malzemesi olmamalı.
Bazen arkadaşın sana tamamen farklı bir görüş anlatır ve sen katılmazsın. İyi dinleyici katılmak zorunda değildir; sadece anlamaya çalışır. "Ben olsam başka türlü düşünürdüm ama senin neden böyle hissettiğini anlıyorum" demek, hem dürüst hem saygılı bir cümledir.
Bir şeyler ters gittiğinde
Arkadaşının davranışında uzun süren bir değişiklik fark edebilirsin: sürekli kapalı, herkesten uzak, çok üzgün, kendine zarar vermekten ya da "hiçbir şeyin anlamı yok" gibi sözlerle konuşan biri. Bu durumda teşhis koymaya çalışma; bu senin işin değil. Senin işin, onun yanında olmak ve yalnız olmadığını hissettirmektir.
Eğer endişelendiysen, ona nazikçe "Seni düşünüyorum, iyi misin?" diyebilirsin. Ve bunu tek başına taşımak zorunda değilsin. Güvendiğin bir yetişkine, bir öğretmene ya da okulun rehberlik servisine söylemek, ihanet değil, arkadaşlık gereğidir. Arkadaşının kendine zarar verebileceğini sezersen sır tutmaya çalışma; hemen bir yetişkine haber ver. Acil bir tehlike varsa 112'yi aramaktan çekinme.
Dinleme becerisi sadece arkadaşlıkta değil, aile içinde ve okulda da işe yarar. Öğretmenini dinlerken not alman, ailenin söylediğini dikkate alman, bir tartışmada karşı tarafın görüşünü sorman, hepsi aynı becerinin farklı yüzleridir.
Dinlemek bir gün içinde öğrenilmez, ama her sohbet küçük bir antrenman fırsatıdır. İlk başta garip gelebilir; sessizlik uzun, sorular yapay görünebilir. Zamanla doğal bir akışa dönüşür ve arkadaşların seni "anlatınca rahatlayan biri" olarak hatırlar.
Kendini de dinle ve küçük bir egzersiz
Başkalarını dinlemek yorucu olabilir. Herkesin sorununu taşımak zorunda değilsin ve sınırın olması gayet normal. "Şu an yeterince sağlam hissetmiyorum, yarın konuşalım mı?" demek de dürüst ve saygılı bir davranıştır. Zor bir dönemde olan bir arkadaşa destek olurken kendini ihmal etme.
Bu hafta bir sohbette sadece dinlemeyi dene: telefonu kapat, araya girme, iki tane merak sorusu sor, çözüm önermeden sohbeti bitir. Sonra fark ettiklerini düşün. Dinlenildiğini hisseden insan genelde bunu hatırlar.
Arkadaşlarının seni ne kadar iyi dinlediğini merak ediyorsan, bir quiz oluştur. Cevaplar bazen en iyi konuşma başlatıcıdır. Daha fazla fikir için arkadaşlık testi soru fikirleri yazısına da bakabilirsin.